İsrail'in Lübnan'da başlattığı yeni terör operasyonunda,
Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları Komutanı Hasan Ferhat’ın kendisinin ve
ailesinin yaşadığı binaya İsrail ordusunun düzenlediği insansız hava aracı
saldırısında şehit düştü.
Haber kaynakları, işgal rejimi ordusunun daireyi iki füzeyle
hedef aldığını, Hasan Ferhat ile çocukları Hamza ve Huneyn'in saldırı anında
şehit olduğunu belirtti. Bu saldırı sonucunda büyük bir yangın çıktı.
Bu, Lübnan ile İsrail rejimi arasında Kasım 2024'te
imzalanan ve Siyonistlerin hiçbir zaman uymadığı ve sürekli ihlal ettiği
ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail rejiminin Sayda
içinde gerçekleştirdiği ikinci terör saldırısı. 17 Şubat 2025'te, İzzeddin
el-Kassam Tugayları'nın bir diğer komutanı Muhammed Şahin, Sayda kentinin kuzey
girişinde İsrail ordusunun düzenlediği insansız hava aracı saldırısında şehit
düşmüştü.
Siyonist rejimin Lübnan'daki suikastlarının perde arkası
Siyonist rejimin Sayda'ya düzenlediği terör saldırısı,
Lübnan'da tırmanan güvenlik ve siyasi gerginliğin yaşandığı bir dönemde
gerçekleşiyor. Siyasi açıdan saldırı, ABD'nin Ortadoğu'daki yardımcı temsilcisi
Morgan Ortagus'un ziyaretiyle aynı zamana denk geldi ve bilgi sahibi kaynaklar,
Washington temsilcisinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda Lübnan
yetkililerine önerileri olduğunu söyledi.
Güvenlik düzeyinde ise Siyonist rejim, son günlerde Lübnan'a
yönelik saldırılarını artırarak, Beyrut'un banliyölerinde birbirine yakın iki
saldırı gerçekleştirdi. Son saldırıda, Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden
Hasan Ali Bedir, üç kişiyle birlikte şehit düştü, yedi kişi de yaralandı.
Dolayısıyla Siyonist rejimin terör politikası ve sistematik
gerginlik tırmandırma politikasıyla kırmızı çizgileri aşmaya çalıştığı ve
Lübnan'ı yeniden büyük bir savaşa girmekle tehdit ettiği gayet açıktır. Bu,
Lübnan’ın siyasi düzeyde oldukça ihtiyatlı davrandığı ve İsrail saldırganlığına
ve Amerikan dayatmalarına karşı ciddi ve kararlı bir tavır almakta şimdiye
kadar başarısız olduğu bir durumdur.
Bu bağlamda tanınmış siyasi analist İbrahim Haydar,
el-Cezire'ye verdiği röportajda şunları söyledi: Bugün Lübnan'da yaşananlar,
tehlikeli olasılıklar sunan yeni bir aşamayı temsil ediyor ve bu olasılıkların
ateşkes anlaşması açısından önemli sonuçları olacak; özellikle hem Lübnan'da
hem de Siyonist rejimin saldırılarını yeniden başlattığı ve Gazze'yi tümüyle
yok etme ve tüm sakinlerini yerinden etme niyetini açıkça ortaya koyduğu
Gazze'de.
Bu analist şunları ekledi: İsrail rejiminin 28 Mart'ta
Beyrut'un güney banliyöleri ile Litani Hattı'nın kuzey bölgelerini hedef alan
saldırıları, ardından 1 Nisan'da Hasan Bedir'in Beyrut banliyölerine yönelik
suikastı, ardından Sayda'ya düzenlenen terör saldırısı ve bir Hamas komutanının
suikasta uğraması, ateşkes sağlandıktan sonra rejimin tüm kırmızı çizgileri
aşma niyetinde olduğunu gösteriyor. Siyonist rejim, ateşkes anlaşmasını
değiştirerek ve yeni şartlar koyarak, ayrıca kendisine Lübnan'ın çeşitli bölgelerine
saldırma izni ve yeşil ışığı veren ABD'nin desteğini kullanarak yeni bir
gerçeklik dayatmaya çalışıyor.
ABD ve İsrail'in Lübnan'ı normalleşme tuzağına çekme
çabaları artıyor
Siyonist rejimin Lübnan'a yönelik saldırganlığını
sürdürmesi, Siyonist rejimin ABD hükümetinin desteğiyle hazırladığı bir komplo
planının varlığına da işaret ediyor. Bu planın amacı, İsrail ordusunun
Lübnan'ın güneyindeki beş noktayı işgalini sağlamlaştırarak Lübnan üzerindeki
baskıyı artırmak, Hizbullah'ı silahsızlandırmak ve Tel Aviv koşullarını
dayatmadan ülkenin yıkıma uğramış bölgesinde herhangi bir yeniden yapılanmaya
gidilmesini engellemektir.
İbrahim Haydar şöyle dedi: Siyonist rejim sadece Lübnan'daki
Hizbullah ve Hamas'ı hedef almıyor; Aksine, bölgedeki gerginliği daha da
tırmandırmayı ve çatışmaları yaymayı amaçlıyor. Rejimin ayrıca Suriye'nin
güneyinde Şam kapıları yakınındaki stratejik bölgeleri işgal etme yönünde büyük
bir planı var.
Bu analist şunları söyledi: Hizbullah'ın
silahsızlandırılması için Lübnan hükümetini sorumlu tutan ABD Ortadoğu
Temsilcisi Yardımcısı Morgan Ortagus'un açıklamaları, Amerika'nın bugün
Lübnan'da izlediği yolu yansıtıyor. Yani Lübnan'a baskı yaparak Siyonist
rejimle doğrudan müzakere etmesini ve Hizbullah'ı tamamen silahsızlandırmasını
sağlamayı hedefliyor.
Siyonistlerin stratejik çıkmazı ve terör politikası
Filistinli analist ve siyasi uzma Muhammed ebu Leyli de
işgal rejiminin Lübnan'daki saldırganlıklarının ve terör saldırılarının,
direnişin gölgesinden bile korkan bu rejimin stratejik çıkmazını yansıttığı
görüşünde: ‘Bu suikastlar aynı zamanda Siyonist rejimin tüm kırmızı çizgileri
aştığını, Batı ve Amerika'nın kendi amaçlarına ulaşmak için diğer ülkelerin
egemenliklerinin ihlal edilmesine açıkça destek verdiğini göstermektedir.’
Bu Filistinli analist şunları vurguladı: Ama bu yıkıcı ve
terörist politikalar, direnişi zayıflatmak yerine, onun meşruiyetini, gücünü,
varlığını, istikrarını ve bütünlüğünü artırmaktadır. İşgalci rejim bu
suikastlarla başta direniş olmak üzere birçok kesime bölgedeki direniş
gruplarına karşı yeni bir güvenlik denklemi dayatmaya çalıştığı mesajını
vermeye çalışıyor.
Muhammed ebu Leyli şunları ekledi: Ama direniş, önderlerinin
şehit düşmesiyle zayıflamadığını, aksine daha da güçlendiğini, daha da
kenetlendiğini kanıtladı. Düşman, suikastlerle direniş projesini durduracağına
inanıyor. Ancak tecrübeler bunun aksini kanıtlamış durumda ve direniş
şehitlerinin kanının özgürlüğe giden yolu açtığını ve Filistinlilerin
davalarına olan bağlılığını derinleştirdiğini gösteriyor.