TSK adına açıklama yapan subayımızın, Şam dışında bir yetki
kullanamayan Şara-HTŞ rejimi ile askeri eğitim, işbirliği ve olursa üs inşa
etme veya mevcut üsleri kullanabilme imkânları hakkında açıklama yaptığı
saatlerde sanki Erdoğan hükümetine mesaj ve cevap niteliğinde bir gelişme
yaşandı. İsrail’in Suriye’deki tüm askeri üsleri sürekli bombaladığını
biliyoruz. Türkiye’nin muhtemelen kullanabileceği askeri üs ve bölgeleri de
bombalıyor. Suriye’nin Güneyine tamamen hakim durumda. Golan bölgesinin tümünü
işgal etti. Suriye, Lübnan, Filistin ve Doğu Akdeniz’i kartal bakışı gören
stratejik Şeyh Dağlarının zirvelerini (Hermon) işgal etti. Şam şehrine 20
kilometre mesafede askeri üsler inşa etti. Şam’ı Güney ve Batıdan kuşatıyor.
Suriye sahil bölgesindeki deniz üslerini ve limanlarını düzenli olarak
bombalıyor.
İsrail bunları yaparken, Gazze’yi yeniden yıkarken ve
Beyrut’u Güney Lübnan’ı, Hizbullah’ı yeni bir savaşa provoke etmek için yeniden
bombalarken, ABD daha önce DEAŞ’ı bahane ederek işgal ettiği El-Tanef askeri
üssünden hareketle (Suriye-Ürdün sınırı ve Irak’a uzanan güzergahı kontrol eden
üs) kontrolü ve yönlendirmesinde kara gücü olarak kullandığı ÖSO ve YPG
militanları ile birlikte “DEAŞ bölgede yeniden hareket halinde, uyuyan
hücreleri uyandı, DEAŞ artık direkt Şam’ı hedef alan terör eylemleri için yeni
üslere yığınak yapıyor” gerekçelerini temcit pilavı gibi yeniden ısıttı ve
Şam’a 40 kilometre mesafede olan Dmeyr askeri üssü ile Dmeyr kasabasına girdi.
Şam, Humus, Hama, Halep M5 merkezi karayolunu kontrol eden,
Humus vilayetinin doğusu, Suriye-Ürdün sınırı boyunca Irak'a kadar uzanan
İsrail’in inşa etmek istediği Davut Koridoru güzergâhına tehdit oluşturan,
tarihi eserleriyle maruf Tedmor (Palmyria) şehrinin güvenliğini savunacak olan
Dmeyr askeri üssünü ve kasabasını işgal ederek bu sefer Şam’ı doğu ve kuzeyden
de kuşattılar. Saha kaynaklarından gelen haberlere ve Dmeyr sakinlerinin
paylaştığı bilgilere istinaden büyük kısmı ABD denetimindeki ÖSO ve daha az
sayıda “Kased”-YPG militanlarından oluşan 3 bin 700’e yakın gücün cumartesi
gününden itibaren Humus vilayetine bağlı Tedmur antik şehri ve kent merkezini
işgal eden bu gücün güzergah üzerindeki köyleri ve en nihayetinde Dmeyr askeri
üssünü hiçbir mukavemet olmadan ele geçirmişler. Bu saldırılarda ABD ve
Ürdün’den katılan İngiliz hava kuvvetlerinin hava desteği ve koruması sağlamış.
Bu işgallere karşı Şara-HTŞ rejimi dilsiz ahraz olmuş.
Filistin Gazze’de bir günde yüzlerce sivil katledilmiş Şara-HTŞ’den tek bir
eleştiri dahi yok. Şara-HTŞ yeni bir hükümet kurmuş. Tüm devlet Şara’ya
“kanunen ve şeriata uygun olarak” tevdi edilirken, HTŞ ve bileşenleri devletin
en önemli mafsallarına sahip oldu. Ayıp olmasın diye de Esad’ın eski Ulaştırma
Bakanı “Alevi” Yaroub Bedir’i yeniden Ulaştırma Bakanı yapmışlar. Hükümete bir
“Dürzi”, iki “Kürt” ve bir Kanada vatandaşı adı Hz. Hamza’nın kalbini çiğneyen
Muaviye’nin annesi Hind ile müsemma Hristiyan Katolik bir kadını da sosyal ve
çalışma bakanı tayin etmişler. Suriye’nin yüzde 9-10’u Antakya Patrikhanesine
bağlı Doğu Ortodoks kiliseleri mensubu iken bir Katolik mensubunun seçilmesi
Papaya selam olarak nitelendiriliyor. Ve bu hükümeti Suriye’nin yeni umudu,
teknokrat hükümet, kucaklayıcı ve kapsayıcı olarak pazarlıyorlar.
Peki tüm bu fena gelişmeler hasıl olurken, “Müslüman” alemi, Türkiye, Erdoğan hükümeti, muhalefet partileri ve medya olarak ne yapılıyor?
yazının devamı için linki tıklayınız...
https://rasthaber.com/tr/haber/yazar-haberleri/abd-israil-oso-ypg-sam-surlarina-dayandi-144406